Temiz Enerjinin Geleceği Kömürde Mi?

Temiz Enerjinin Geleceği Kömürde Mi?

Evet, kirli olabilir, ama kömürün bi meziyeti var: Ucuz.

Bu çok basit sebepten dolayı hala dünyanın ana enerji kaynağı olarak kullanılıyor. İnsanlık primer (birincil) enerjisinin dörtte birini ve elektriğin yüzde 40′ını hala kömürden elde ediyor. Bu yakın bir gelecekte de değişecek gibi görünmüyor.

O zaman, doğru soru, kömürden enerjinin nasıl daha temiz elde edilebileceği. Karbonu çıkışında yakalayıp stoklama konusundaki küresel çabalar bir yere gitmedi ama birçok ülke şu anda ellerindeki zengin kömür kaynaklarını nasıl kullanabileceği arayışı içinde.

Bu çabaların tümüyle çevreyi koruma kaygılarına dayandığını söylemek zor. Daha ziyade ekonomik gereklilikler ve enerji konusunda bağımsız hale gelme arzusu ülkeleri buna itiyor.

Eski ve yeni

En çok kullanılan teknoloji “kömür gazlaştırma” yani fosil yakıtı yakmak yerine onu kimyasal tekniklerle sentetik bir doğal gaza dönüştürmek.

Bu teknik aslında onlarca yıldır biliniyor ama doğal gaz fiyatlarında son zamanlarda yaşanan artışlar şimdi bu teknolojiyi ekonomik olarak daha uygulanabilir hale getirdi. ABD teknolojiye ilgi gösterdi ama asıl artan enerji ihtiyacını gidermek ve sıvılaştırılmış doğal gaz ithalatına bağımlılığını azaltmak isteyen Çin bütün gücüyle bunu geliştirmeye yöneldi.

Çin’in enerji yetkilileri, 2020 yılı itibariyle kömürden yılda 50 milyar metreküp gaz elde etmeyi hedefliyor. Bu, Çin’in toplam gaz ihtiyacının yüzde onunu oluşturuyor.

Bu sadece ekonomik olarak anlamlı olmakla kalmayıp Çin’in, önemli sanayi merkezlerinden binlerce kilometre uzaklıktaki atıl duran kömür rezervlerini de kullanabilmesine olanak tanıyan bir plan. Ne de olsa gazı nakletmek kömürü nakletmekten çok daha ucuz.

Kömür gazlaştırma aynı zamanda son aylarda ülkenin belli kısımlarında yaşamı tam anlamıyla durduran hava kirliliği sorununa da bazı cevaplar içeriyor.

İki büyük sorun

Fakat iki büyük sorun var. Birincisi kömür gazlaştırma işlemi sırasında, kömürü doğrudan enerji elde etmekte kullanan bir fabrikanın iki misli karbondiyoksit gazı açığa çıkıyor, dolayısıyla Çin bu yöntemle yalnızca daha fazla kömür kullanmış olmayacak, çevreye de ağır bir fatura çıkacak.

Uluslararası Enerji Ajansı IEA’nın başkanı Laszlo Varro, “Kömür gazlaştırma ekonomik olarak ve enerji güvenliği açılarından cazip. Yerel düzeyde kirlenmeye de iyi bir çözüm olabilir. Ama üretimiyle birlikte bütün bir sürece bakıldığında atmosfere saldığı karbon yoğunluğu kömüre kıyasla çok daha fazla. Dolayısıyla iklim değişikliği açısından bakıldığında cazip bir seçenek değil” diyor.

ABD de son yıllarda kömür gazlaştırma üzerinde deneyler yapıyor.

Duke Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma sentetik doğal gazın, doğal gaza kıyasla yedi kat daha fazla ve kömürle çalışan bir fabrikaya göre iki kat daha fazla sera gazı çıkardığını ortaya koydu.

Bu teknikle ilgili ikinci problem de su kullanımı. Kömür gazlaştırma, su kullanımı yoğun bir enerji elde etme yöntemi ve Çin’in yeni kömür gazlaştırma tesisleri açılması planlanan bir çok bölgesinde hali hazırda su sıkıntısı yaşanıyor.

IEA başkanı Varro yakınlarda hazırladıkları bir raporun kömür gazlaştırma tesislerinin Çin’in mevcut su kaynaklarının çok önemli bir bölümünü kullanacağının ortaya konduğunu anlatıyor.

Başka yöntem yok mu?

Kömür gazlaştırmada yeni yöntem arayışı birçok ülkede sürüyor. Özellikle Avustralya’da çok kullanılan “kömür yatağı metanı” yöntemi, çıkarılamayacak kadar derindeki kömüre ulaşmayı mümkün kılıyor. Yataktaki su tamamen emildikten sonra, kömür yüzeyine çıkan metan toplanıp çekiliyor.

Çin, Endonezya ve Mozambik gibi büyük kömür rezervleri olan ABD ve Kanada da bu yöntemi inceliyor.

Bu yöntemle çok az sera gazı açığa çıkıyor ama yine de teknolojiyle ilgili tartışmalar var. Karşı çıkanlar bunun yaratabileceği su kirlenmesi, yer kayması gibi konulara dikkat çekiyorlar.

Yine de Boston Consulting Group adlı danışmanlık şirketinin enerji alanındaki ortaklarından Phil Hirschhorn kömür yatağı metanı yönteminin Avustralya’da doğal gaz endüstrisinin dinamiklerini temelden değiştirdiğini söylüyor.

Hirschhorn’a göre ülkede 70 trilyon metreküp civarında kömür yatağı metanı rezervi var ve yapım sürecindeki projeler tamamlandığında Avustralya her yıl 25 milyon ton doğal gaz ihraç edebilecek. Bu, dünyanın toplam doğal gaz piyasasının yüzde onuna denk bir rakam.

Temiz erişim

Kömürden gaz elde etmenin çok farklı bir diğer yöntemi ise “yeraltı kömür gazlaştırması”.

Aslında 19. yüzyıldan beri varolan ama ekonomik olarak büyük ölçekte uygulanması yeni yeni anlamlı hale gelen bir teknik bu.

Şu anda sadece Özbekistan’da bir tesiste uygulanıyor, Avustralya ve Güney Afrika’da deneysel projeler sürdürülüyor.

Dünya Yeraltı Kömür Gazlaştırma sanayicileri birliğinin başkanı Julie Lauder süreci “kömür enerjisini bilinen çevre etkilerini yaratmadan çıkarılmasını sağlayan yeni bir yol” diye tanımlıyor.

“Teknolojik gelişmeler ve doğalgaz fiyatındaki artık artık yeraltı kömür gazlaştırmasını ekonomik olarak anlamlı hale getiriyor” diye ekliyor.

Gerçekten de tahminlere göre dünyanın kömür madenlerinin yüzde 85′ine geleneksel madencilik teknikleriyle ulaşmak mümkün değil.

Ulaşılabilse bile bu rezervlerin kullanımı ile ortaya çıkacak karbondiyoksit gazları iklim üzerinde feci bir etki yapabilirdi. Fakat yeraltı gazlaştırma yöntemini kullanlar, rezervlerin temiz bir şekilde işlenebileceğini söylüyor.

Ne kadar yakınız?

Süreç küçük bir delikten derinlerdeki kömür rezervine oksijen ve su buharı pompalanması ile başlıyor. Kömür yatağı metanı yönteminden farklı olarak kömürün kendisi katı halden gaz haline dönüştürülüyor. Hidrojen, metan, karbon monoksit ve karbon diyoksit ikinci bir delikten dışarı çekiliyor.

İngiltere’deki Five Quarters adlı temiz enerji şirketinin kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Dr. Harry Bradbury bu süreçte açığa çıkan sera gazının, geleneksel kömür çıkarma sırasında çıkanın yüzde yirmisi olduğunu söylüyor.

Fakat Bradbury’nin şirketi yöntemi hala geliştirmeye çalışıyor. Dr. Bradbury burada kritik olanan açığa çıkan karbondiyoksitin havaya salınmamasını, tutulup depolanmasını sağlamak olduğunu söylüyor. “Daha radikal olmalıyız. Sıfır karbonu hedeflemeliyiz” diyor.

Bu da yakalanan karbondiyoksitin geri maden yatağına yollanması ya da karbon içerikli ürünlerde kullanılmasının sağlanması yoluyla olabilecek.

Bütün çabalar gelip açığa çıkan karbonun yakalanıp atmosfere çıkmasının bir şekilde önlenmesine gelip dayanıyor. Bu konuda henüz yaygın olarak uygulanabilecek bir çözüm üretilebilmiş değil.

Bulunana kadar da kömür gazlaştırma karbon salımı problemini daha da derinleştirebilecek bir yöntem olarak kalacak. Son çabalar ve elde edilen sonuçlara bakıldığında bu konuda mesafe katedilebilmesi için bir hayli beklemek gerektiği anlaşılıyor.

 

Kaynak : BBC Türkçe
Bu haber kamu yararına paylaşılmıştır.

52 görüntülenme
Eklenme Tarihi:22 Nisan 2014

0 yorum

RoipRoip