ÇEKÜD ve BİKACED’in işbirliği ile programın Cumartesi günü öğleden sonraki bölümünde Bursa Orman Bölge Müdür Yardımcısı Sayın Necati Alıç bey Uludağ’daki 31 çeşit endemik bitkiler ve orman hakkında 4-5 km lik gezi güzergahında uygulamalı bilgiler verdi.
Katılımcıların hayal ettiğinden de fazla istifade ettiği bu bilgilendirme programını ÇEKÜD Türkiye’nin Endemik Bitki Örtüsünü kapsayacak şekilde geliştirme kararı aldı.
ENDEMİK BİTKİ NE DEMEKTİR
Endemik, alanları belirli bir ülke veya bölgeye ait, yerel, ender ve çok ender bulunan türler. Latince endemos (indigenous) kelimesinden gelir ve “yerli” anlamında kullanılır.
Endemik alan; bir ada, bir yarımada veya bir dağ olabileceği gibi birkaç metrekarelik alanlar da olabilir. Türkiye endemik bitkiler açısından dünyanın önemli ülkelerinden birisidir.
Yurdumuzun siyasi hudutları içerisinde doğal olarak yetiştiği halde başka hiçbir yerde yetişmeyen, diğer bir deyişle dünyada yalnız ülkemizde yetişen bitkiler Türkiye endemikleri olarak adlandırılır. Yurdumuz endemiklerinin sayısı 3000 dolaylarında olup endemizm oranı %33 civarındadır.(Davis, 1965-1988).
Ülkemizde endemik tür sayısı diğer Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında ülkemizin bu zenginliği daha iyi anlaşılır. Avrupa ülkeleri arasında en çok türe sahip olan ülke Yunanistan olup 800 civarındadır. Aynı şekilde endemik türlerce zengin İspanya ve Sırbistan’da ise bu sayı 400-500 arasındadır.
Türkiye'de ki endemik türlerin en önemlilerinden birkaçı;
Kazdağı göknarı (Abies nordmanniana subsp equi-trojani)
Kasnak meşesi (Quercus vulcanica)
Anadolu sığla ağacı (Liquidambar orientalis)
Sevgi çiçeği (Centaurea tchihatcheffii)
ENDEMİK BİTKİNİN FAYDASI NEDİR?
Bu sorunun cevabını Radikal gazetesinin 13 Temmuz 2009 tarihli nüshasının bir haberi ile cevaplandıralım.
Kuraklığın ilacı Tuz Gölü'nde
Tuz Gölü'nde yetişen endemik bitkilerin genleriyle kuraklığa karşı olağanüstü dayanıklı türler yetiştirilebilir.
Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Ekoloji ve Çevre Biyolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Latif Kurt, Türkiye’nin dünyayı tehdit eden kuraklığı Tuz Gölü Havzası’nda yetişen endemik bitkiler sayesinde yenebileceğini söyledi. Kurt’a göre çare Tuz Gölü’ne özgü olağanüstü dayanıklı bitkilerin genlerinin sebze ve meyvelere aktarılması.
‘Ihlara Vadisi ve Çevresinde Doğa Eğitimi’ projesi kapsamında Tuz Gölü çevresinde tuzcul bitki olarak tanımlanan halofitlerin uyumunu inceleyen Kurt’a göre Türkiye biyolojik çeşitliliğin farkında değil:
“Avrupa kıtasında 11 bin bitki türü var. Türkiye’de ise 12 bin. Bunlardan da sadece 500 kadarının isminin Türkçe olması, biyolojik çeşitliliğimizin farkına varamayışımızın bir belgesi. Tuz Gölü de biyolojik çeşitlilik bakımından çok özel ve önemli bir habitata sahip. Dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan birçok bitki ve hayvan türü Tuz Gölü ve çevresinde barınıyor. Tuz Gölü kapalı bir havza olduğu için yağmur sularının kayalardan çözdüğü tuzlar, sularını dışarıya veremeyen bu çanaksı kapalı havzalarda, şiddetli buharlaşmanın da etkisiyle zaman içerisinde yüzeyde birikmeye başlayarak tuzlu tava oluşmuştur. Bu ekstrem koşullarda cefakâr bitki türleri yerleşmiştir. Özellikle Tuz Gölü’nün güney kesimlerinde, Eskil, Eşmekaya tuzlaları tuza ve kuraklığa dayanıklı türlerin bir gen bankası niteliğinde. Küresel ısınma nedeniyle bitki yetiştirmekte sorun yaşarsak, Tuz Gölü Havzası’nda yetişen endemik bitkilerin genlerini sebze ve meyveye aktararak, açığımızı kapatabiliriz.”
Dünyada pek çok tuzlu bölge var. Tuz Gölü’nün özelliği sadece sodyumklorür değil, sülfat ve magnezyum gibi başka tuzları da içermesi. Sadece Tuz Gölü’nde bilinen 20 endemik tür var. Bölgede biyolojik çeşitliliğinin izlenmesi için önümüzdeki yıllarda bazı türlerin izlenmesi projesini başlatılacak.
KAYNAK: RADİKAL - 15 TEMMUZ 2009 ÇARŞAMBA |